<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HABER &#187; TIYATRO</title>
	<atom:link href="http://www.haber.dk/?feed=rss2&#038;cat=66" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.haber.dk</link>
	<description>Kuzey Avrupa&#039;nın en iyi Türkçe gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 May 2013 22:34:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.5.1</generator>
		<item>
		<title>&#8220;O Bir Özgürlükçü Tiyatro Neferi&#8221;</title>
		<link>http://www.haber.dk/?p=11010</link>
		<comments>http://www.haber.dk/?p=11010#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jan 2013 11:12:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>OĞUZHAN TORACI</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[TIYATRO]]></category>
		<category><![CDATA[levent üzümcü]]></category>
		<category><![CDATA[oğuzhan toracı]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlükçü tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber.dk/?p=11010</guid>
		<description><![CDATA[Bizler nasıl hak ettiğimiz biçimde yönetiliyorsak, tiyatroda hak ettiği yerdedir. ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong><div class="shortcode-show-avatar " style="float: left; margin-right: 10px;"><img src='http://www.haber.dk/yazarlar/oguzhan.jpg' class='avatar avatar-70 avatar-default' height='70' width='70' style='width: 70px; height: 70px;' alt='avatar' /></div></strong></p>
<p><strong>OĞUZHAN TORACI</strong><em><a href="oguzhan.toraci@gmail.com" target="_blank"><br />
oguzhan.toraci@gmail.com</a></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>“BİZLER NASIL HAK ETTİĞİMİZ BİÇİMDE YÖNETİLİYORSAK, TİYATRODA HAK ETTİĞİ YERDEDİR!”</b></p>
<p><em>İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun Ümraniye Sahnesi’nde buluşmak üzere telefonlaştık. Tahminimden uzunca bir yol gittim. Tiyatro binasına girdiğimde, Levent Üzümcü oyun öncesi ortalıkta turluyordu. Matine-suare oynadıkları için o aradaki süreçte gerçekleştirecektik sohbetimizi. “Kulise bir uğrayalım, sonra ekipçe yemeğe gideceğimiz yerde sohbete başlarız.” dedi. Nitekim tiyatronun tam karşısındaki ocakbaşında aldık soluğu. İkinci Bahar dizisinin Ali Haydar’ı vardı ya, aynen öyle sıcak bir ortamdaydık. Yemekler söylendi, sohbet başladı.</em></p>
<p><em>Sorularda bir sıralamam olmadı. Neyi merak ediyorsam onu sordum. Daha önce yaptığı röportajları okudum. Hep aynı şeylere cevap vermek zorunda kalmış. Tabii benim sorduklarım arasında da vazgeçilmez klişeler var ama dediğim gibi merak ettim, sordum. Her bir soruma sıkılmadan cevap verdi.</em></p>
<p><a href="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2013/01/Levent2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-11011" alt="Levent2" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2013/01/Levent2.jpg" width="470" height="333" /></a></p>
<p><b>Kısa… Öz… Levent Üzümcü…</b></p>
<p><b>Tiyatroyla tanışma hikâyenizden bahseder misiniz?</b></p>
<p>Bir kıza âşıktım ama kızdan yüz bulamadım. Sonra bana postayı koydu. Aynı sınıfta okuyorduk, bende başka bir sınıfa gideyim dedim. Yeni gittiğim sınıfta, bir çocuk geldi “sen hiç hayatında tiyatro yaptın mı?” dedi, yapmadım deyince o arkadaşımla birlikte lise tiyatrosu kurup, oynamaya başladık.</p>
<p><b>Lise macerasından sonra profesyonel olarak bu işi seçtiniz…</b></p>
<p>Evet, o arkadaşımla birlikte konservatuar sınavına girdik. Bin kişinin girdiği, on kişinin alındığı sınavı kazandık.</p>
<p><b>Ailenizin tepkisi ne oldu bu işi seçmenize?</b></p>
<p>Maltepe Askeri Lisesi’nde bir oyun oynuyorduk, sahnede düşmüştüm. Dizlerim kitlendi, meğer bir hastalık varmış ve farkında değildik. Emekleyerek bitirdim sahneyi. Askerler beni ayakta alkışladılar, hoşuma gitti. Bir zorluk olduğunu ve ona rağmen sahneyi bitirdiğimi fark ettiler. Sonra bizi eve bıraktılar, ellerimde çiçekler vardı, ailemle birlikte masaya oturdum “ben oyuncu olmaya kadar verdim” dedim. Babam hayatımda ikinci defa “bende senden bunu beklerdim” dedi.</p>
<p><b>Aileden tam destek yani…</b></p>
<p>Aynen. İyi ki izin verdiler.</p>
<p><b>Ailede hiç sanatçı var mıydı?</b></p>
<p>Yok canım. Annem-babam ilkokul mezunu, ailede ilk üniversite bitiren bendim.</p>
<p><b>Nerelisiniz?</b></p>
<p>İzmir. Hayatta en büyük şansım İzmirli olmak.</p>
<p><b>Bütün İzmirliler kendini şanslı görüyor, nedir oralı olmanın ayrıcalığı?</b></p>
<p>Bir yere ait olmak bazen insana ket vurabilen bir şeydir. Elinden geldiğince bir şeyleri yapmaya çalışırsın ama o yerde senin kafanda fazla adam yoksa rahatsız olabilirsin. Ama gel gör ki biz şanslıydık. İzmir’de büyümek benim için büyük bir şans oldu. Daha rahat bir şehirdir İzmir, insanların birine istemediği şeyi baskı yoluyla yaptırması söz konusu değildir orada. En azından öyleydi.</p>
<p><b><a href="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2013/01/Levent4.jpg"><img class="size-full wp-image-11012 alignleft" alt="Levent4" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2013/01/Levent4.jpg" width="300" height="357" /></a></b><b>Sahnede olmak için hiç fedakârlıkta bulundunuz mu?</b></p>
<p>Sahnede olmak bir fedakârlıktır.</p>
<p><b>Peki ya, sahne neyi ifade ediyor?</b></p>
<p>Beğenilmek ve takdir edilmekle ilgili bir eksiğimiz olduğunu düşünüyorum. Ve gerçekten dünyanın en büyük aktörü olsanız bile tatmin olacağınız bir iş yapmıyorsunuz ya da ben oldum diyebileceğiniz bir işin içinde değilsiniz. Müşfik Kenter’in derslerde dediği gibi “olunacak bir iş seçmedik biz”, sonu yok. Neden yaptığımızı bilmiyorum. Ama sana bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim; tatminde bir eksikliğimiz var.</p>
<p><b>Konservatuarda okuyan gençler hep tanınmış insanların yaşamlarını merak eder. Özellikle şöhretli isimlerin yaşadığı zorlukları kendilerininkiyle kıyaslarlar… Levent Üzümcü’nün yaşadığı zorluklar nelerdi?</b></p>
<p>Çok açık söylüyorum bunu sana, 4 yıl boyunca hemen hemen her gece aç yattım. En büyük zorluk bu diye söylemiyorum. Benim babamın parası yoktu, hiç paramız yoktu, fakir bir ailenin çocuğuydum, kıt kanaat okumaya çalıştım. 4 yıl boyunca Eskişehir’de dedemin gönderdiği parayla yaşamaya çalışıyordum.</p>
<p><b>Sonra işler nasıl rayına girdi?</b></p>
<p>Bursa ve Diyarbakır Devlet Tiyatroları’nın kadro sınavına girdim, olmadı. Sonra İstanbul’a döndüm ama o dönem bir telefon geldi, Bursa ve Trabzon Devlet Tiyatroları yevmiyeli oyuncu alacaktı. Bursa, İstanbul’a yakın ve sevgilimde İstanbul’da diye Bursa’ya gittim.</p>
<p><b>Vayy…</b></p>
<p>Sevgilim dediğim kadın şuan iki çocuğumun annesi.</p>
<p><b>Magazin yok diye söz verdim, o yüzden özel hayatla ilgili soru sormuyorum. Biz konumuza dönelim. Türkiye’de tiyatro hak ettiği yerde mi?</b></p>
<p>Bizler nasıl hak ettiğimiz biçimde yönetiliyorsak, tiyatroda hak ettiği yerdedir. Tiyatro, bizim olmasını istediğimiz yerde olacaksa, onu biz oraya götürürüz, toplumla birlikte… Bizim kafamızın karıştığı nokta şu; sanatla uğraşan insanlar, koşan toplumlarda toplumun önünden koşarlar ama duran toplumlarda toplumun önünden koşmamalılar, yapayalnız kalırlar. Kabul edelim ya da etmeyelim, sanatın işlevi vardır.</p>
<p><b>Başarılı olmak nedir sizce?</b></p>
<p>Birilerinin seni başarılı diye atfetmesiyle, senin gerçekte ne olduğunu bilmen arasında müthiş bir fark var. Benim şuan bir televizyon dizisi sayesinde edinmiş olduğum şöhreti benden çok daha fazla önemseyen arkadaşlarım var. Ben altı-üstü bir televizyon dizisinde oynuyorum. Şehir Tiyatroları’nın en tanınan aktörlerinden olmam, Şehir Tiyatroları’nın en iyi aktörü olduğum anlamına gelmiyor ki…</p>
<p><b>Ama başarılı insan göz önündedir…</b></p>
<p>Ben oyunculuk yapıyorum. Elimden geldiğince; doğru, dürüst ve ahlakımla… Benim babam ilkokul mezunu ama işimi iyi yapmak ve elime, belime, dilime hâkim olmak konusunda güzel bir aile içi eğitim aldım babamdan, annemden…</p>
<p><b>Ya aileden torpillilere ne demeli?</b></p>
<p>Sanatın herhangi bir dalıyla ilgili şunu söyleyebilirim; siz iyi değilseniz, sizin babanızın Robert De Niro olmasının bir anlamı yok. Bu meslekte iyiyseniz de, sizin babanızın ayakkabı boyacısı olmasının da bir anlamı yoktur. Çünkü; iyiyseniz iyisinizdir, kötüyseniz kötüsünüzdür. Nice iyi aktörlerin kötü oyunculuk yapan çocukları vardı, nice iyi ressamların kötü resim çizen çocukları oldu. Birde bunu sakın unutma, özellikle sanatta herkes ne olduğunu çok iyi bilir. Oscar’da verseler, siz kendinizi beğenmiyorsanız tatmin olamazsınız.</p>
<p><b>Sizde nedir durumlar?</b></p>
<p>Kendimi çok beğenen biri değilimdir. Eleştiririm. Bazen sevdiğim zamanlar olur. Çok abartmam, kendine tapan biri değilim. Egosu çok yüksek biride değilimdir ve egolu insanlarla da anlaşamam, zor iletişime geçerim onlarla.</p>
<p><b>Sohbetimizin sonunda “yetenek nedir?” dedim ve fazlasıyla felsefi bir cevapla karşılaştım. Lafı uzatmadan, Levent Üzümcü’nün sorusuyla sohbetimizi bitiriyorum… “Dünya’nın en iyi kayakçısı, maalesef bu yeteneğinin farkına varmadan, geçen gün 70. yaşında Hakkâri’de öldü. Hem de hiç kaymadan! Bunun aksini ispat edebilir misiniz?”</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right"><strong>RÖPORTAJ</strong><br />
OĞUZHAN TORACI</p>
<p>&nbsp;</p>
<div style="text-align:right; margin-bottom: 7px;"><a href="http://www.addinto.com/ai?type=bkmk&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D11010&amp;title=%26%238220%3BO+Bir+%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BCk%C3%A7%C3%BC+Tiyatro+Neferi%26%238221%3B" onmouseover="ai2display_bkmk(this, '', '%26%238220%3BO+Bir+%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BCk%C3%A7%C3%BC+Tiyatro+Neferi%26%238221%3B', 'http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D11010'); return false;" onmouseout="ai2close_bkmk();"><img src="http://www.haber.dk/wp-content/plugins/addinto/logos/bookmark_share_v2.gif" alt="Bookmark/share via AddInto" border="0" /></a><script type="text/javascript" src="http://www.addinto.com/ai/ai2_bkmk.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber.dk/?feed=rss2&#038;p=11010</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Vodvil Tiyatrosu&#8217;nun Efsane İsmi&#8221;</title>
		<link>http://www.haber.dk/?p=10509</link>
		<comments>http://www.haber.dk/?p=10509#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Oct 2012 16:29:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>OĞUZHAN TORACI</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[TIYATRO]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE]]></category>
		<category><![CDATA[göksel kortay]]></category>
		<category><![CDATA[haldun dormen]]></category>
		<category><![CDATA[oğuzhan toracı]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[vodvil tiyatrosu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber.dk/?p=10509</guid>
		<description><![CDATA[Sanırım tiyatro camiasında Haldun Dormen ile Göksel Kortay’ın sıkı dost olduğunu bilmeyen yoktur. Göksel Hoca’nın öğrencisi olduğum için Haldun Dormen’den randevu almak konusunda biraz torpilliydim. Telefonlaştık, kararlaştırdık… Ve o gün geldi… İstikamet Teşvikiye’ye…]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong><div class="shortcode-show-avatar " style="float: left; margin-right: 10px;"><img src='http://www.haber.dk/yazarlar/oguzhan.jpg' class='avatar avatar-70 avatar-default' height='70' width='70' style='width: 70px; height: 70px;' alt='avatar' /></div></strong></p>
<p><strong>OĞUZHAN TORACI</strong><em><a href="oguzhan.toraci@gmail.com" target="_blank"><br />
oguzhan.toraci@gmail.com</a></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="center"><strong>VODVİL TİYATROSU&#8217;NUN EFSANE İSMİ: HALDUN DORMEN</strong></p>
<p align="center"><em>“BEN VAZGEÇTİM SANATTAN, BU ÜLKEDE EĞİTİME ÖNEM VERİLMİYOR!”</em></p>
<p>Sanırım tiyatro camiasında Haldun Dormen ile Göksel Kortay’ın sıkı dost olduğunu bilmeyen yoktur. Göksel Hoca’nın öğrencisi olduğum için Haldun Dormen’den randevu almak konusunda biraz torpilliydim. Telefonlaştık, kararlaştırdık… Ve o gün geldi… İstikamet Teşvikiye’ye… Hüsrev Gerede Anıtı’nın önüne geldiğimde bir daha arayıp adres tarifi almak istedim meğer anıtın hemen arkasında bulunan sokağın başındaki apartmanlardan biriymiş. Dış kapıdan itibaren kırmızı halı döşenmiş binaya girdim. Bu arada bina içinde yanlış katta, yanlış kapıyı çalınca tesadüfen Zafer Algöz’ün evine denk geldim. Bahaneyle kendisinden de röportaj sözü alarak, bir üst kata çıkarak doğru daireyi buldum. Kapıyı Haldun Hoca’nın yardımcısı açtı ve kendisinin çalışma odasına doğru yöneldik, odaya girdiğimde hızlıca selamlaşma merasimi bitirip sizlerinde merak ettiğinizi düşündüğüm soruları yönelttim. Buyurun başlıyoruz…</p>
<p><strong><a class="highslide" href="http://www.haber.dk/?attachment_id=10520" rel="attachment wp-att-10520"><img class="alignright size-medium wp-image-10520" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/10/Haldun-Dormen-6-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></strong><strong><em>İstanbullu bir paşanın torunu ve dönemin en önemli işadamlarından olan Sait Ömer Bey’in çocuğuyken, nereden çıktı bu tiyatro merakı?</em></strong></p>
<p>Babam, kendi işlerine girerek devam ettirmemi istiyordu. O dönem Amerika ve İngiltere’yle çalışıyordu. Kendisi aydın bir insan olduğu için saygı gösterdi bu mesleği seçmeme ama bir şartı vardı ve <em>“çok iyi bir eğitim alacaksın, o şartla kabul ederim.”</em> dedi. Çok çok mutlu olmadı herhalde ama bunu hiçbir zaman belli etmedi.</p>
<p><strong><em>Peki, izin çıktıktan sonra bu macera nasıl başladı?</em></strong></p>
<p>Galatasaray Lisesi’ndeyken başladım, orada çok bir şey yoktu ama olduğu kadarıyla yapmaya çalışıyordum. Sonra Robert Kolej’e gittim, orada daha çok imkân vardı ve oyunlarda oynamaya başlamıştım.</p>
<p><strong><em><div style='float:right; width:300px;' ><div id='stb-box-4841' class='stb-grey_box' ></em></strong>Tiyatro eğitimini ABD’de Yale Üniversitesi’nde aldı. İstanbul’a döndüğünde önce Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne&#8217;ye girdi ve “Cinayet Var” adlı oyundaki dedektif rolüyle ilk kez seyirci karşısına çıktı. Bir buçuk yıl Muhsin Ertuğrul ile çalıştıktan sonra Beyoğlu Parmak Sokak&#8217;ın arkasında 60 kişilik bir salonu olan Cep Tiyatrosu&#8217;nu kurdu.<strong></div></div></strong></p>
<p><strong><em>Ya Amerika serüveni…</em></strong></p>
<p>Kolejden sonrada Amerika’ya gidip, Yale Üniversitesi’nin Tiyatro Bölümü’ne girdim. Döndüğümde de profesyonel olarak tiyatroya başladım. Galatasaray’dayken ve daha öncesinde de sürekli oyunlar seyrettiğim için; hep tiyatrocu, sinemacı, sanatçı olmak istedim. Başka hiçbir şey düşünmedim.</p>
<p><strong><em>Bu kadar yorgunluğa değece</em></strong><strong><em>k bir iş miymiş? </em></strong></p>
<p>Ben yorulmuyorum ki, tiyatro hayatımın en önemli parçasını ifade ediyor. Sahneye çıkmaktan mutluluk duyuyorum. İyi ki yaşıyorum, iyi ki bunu yapıyorum diyorum. Binlerce çıktığım sahne, binlerce oyun koyduğum sahne ama hep ilk günkü heyecan.</p>
<p><strong><a class="highslide" href="http://www.haber.dk/?attachment_id=10518" rel="attachment wp-att-10518"><img class="alignleft size-medium wp-image-10518" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/10/Haldun-Dormen-1-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></strong><strong><em>İyi bir oyuncu olduğunuz kadar, iyi bir tiyatro izleyicisi misinizdir?</em></strong></p>
<p>Evet, oldukça iyi izleyiciyim. Birçok oyuncu arkadaşım benim kadar tiyatroya gitmiyor. Ben derslerden dolayı gençlerle çok vakit geçirdiğim için onlarla beraber oyunlara gidiyorum, onların oynadıkları oyunları mutlaka görüyorum. İyi bir şey varsa kesinlikle kaçırmam. Türkiye’de tiyatronun iyi bir yerde olması ve böyle güzel şeyler yapılması hoşuma gidiyor.</p>
<p><strong><em>Madem yeri geldi sormadan olmaz, Türkiye’de tiyatro hak ettiği yerde mi sizce?</em></strong></p>
<p>Kalite bakımından en üst seviyede. İyi eserlerimiz, iyi oyuncularımız, iyi yönetmenlerimiz, iyi dekor-kostümcülerimiz var. Tiyatrolarımızın konumuyla ilgili çeşitli ispatlarımızda zaten ortada ama seyirci bakımından hak ettiği yerde değil.</p>
<p><strong><div style='float:left; width:250px;' ><div id='stb-box-950' class='stb-grey_box' ></strong>1966&#8242;da sinemacılık yapan Dormen, bu dönemde iki film yönetti: “Bozuk Düzen” filmi 3. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi film ödülünü, “Güzel Bir Gün İçin” filmi ise 4. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi komedi filmi ödülünü aldı. Ödüllere rağmen filmler gişe başarısı sağlamayınca sinemadan vazgeçip yeniden tiyatroya döndü.<strong><em></div></div></em></strong></p>
<p><strong><em>Seyircileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Eskiyle, yeni dönem arasında çok fark var mı?</em></strong></p>
<p>Olmaz mı? Eskiden biz haftada 9 temsil oynardık, şimdi ise 2–3 temsil zor oynanıyor. Bunun birçok sebepleri var. Tabii ki televizyonun etkisi çok büyük. İnsanlar evlerinde daha rahat oturup, televizyon seyretmeyi yeğliyorlar. Çünkü kalkacak, sokağa çıkacak, dolmuşa binecek, onunla-bununla tartışacak, oyuna gelecek, sonra oyunu beğenip-beğenmeyecek. Ama bunun yanında televizyon çok daha kolayına geliyor; oturuyor ve kumandayla istediği şeyi izleyebiliyor. Birde eskisi kadar ucuz değil tiyatro. Orta düzey bir ailenin tiyatroya gitmesi çok pahalı. Kişi başı 25–30 lira biletler. Bir aile 3 kişi gitse oyuna, o verdiği 90 lirayla çocuğunun okul masraflarını karşılar ya da evinin ihtiyaçlarını alır. Her oyun bu kadar pahalı da değil ama yinede 30 lirada az para değil. Bence devlet tiyatrosunun asıl seyircisi orta sınıf. Ama bu seyirciyi de özel tiyatrolar kaybetti maalesef. Kimse bunun farkında değil.</p>
<p><strong><a class="highslide" href="http://www.haber.dk/?attachment_id=10521" rel="attachment wp-att-10521"><img class="size-medium wp-image-10521 alignright" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/10/Haldun-Dormen-7-300x229.jpg" alt="" width="300" height="229" /></a></strong><strong><em>İndirim yapıp, sürümden kazansın özel tiyatrolarda…</em></strong></p>
<p>Denemek mümkün değil ki. Nasıl yapsınlar? Benim tiyatrom yok artık onun için gayet rahatım ama iyi bir prodüksiyon yapmak istiyorsanız iyi bir dekor 40–45 bin liraya çıkıyor. İyi oyuncuya ve iyi yönetmene de tatmin edici bir para vermeniz lazım. Bunlar karşılayabilmek içinde bilet fiyatları yüksek. Tiyatro garantili bir iş değil artık. Bu arada Devlet ve Belediye tiyatroları ucuz. Onun için Lüküs Hayat tuttu ve 25 yıldır kapalı gişe oynanıyor. Seyirci hem eğleniyor, hem ucuza seyrediyor.</p>
<p><strong><em><div style='float:right; width:300px;' ><div id='stb-box-9323' class='stb-grey_box' ></em></strong><strong></strong>Haldun Dormen, 1959’da halkla ilişkiler alanında dünyaca tanınan bir isim olan Betül Mardin ile evlenmiş, sekiz yıl süren bu evliliğinden Ömer adlı bir oğlu dünyaya gelmiştir. Haldun Dormen, anılarını &#8220;Sürç-ü Lisan Ettikse&#8221;, &#8220;Antrakt&#8221;, &#8220;İkinci Perde&#8221; adlı kitaplarında toplamıştır. Bulvar komedisi ve vodvil türünde uzmanlaşmış bir tiyatro yönetmenidir. 1998 yılında Kültür Bakanlığı&#8217;nca verilen “Devlet Sanatçısı” unvanını almıştır.<strong></div></div></strong></p>
<p><strong><em>Son olarak sormak istediğim bir şey var, hükümetin sanata desteği ne durumda?</em></strong></p>
<p>Herkes kadar eleştirmiyorum. Çünkü ben vazgeçtim sanattan, bu ülkede eğitime önem verilmiyor ki. Eğitim çok ihmal edilir hale geldi. İşte Devlet Tiyatroları, Belediye Tiyatroları var, azda olsa özel tiyatrolara destek veriyorlar. Bir şeyler yapıyorlar ama gerektiği kadar yapıyorlar mı tartışılır! Tabi, tiyatroları kapatmaları da beni çok üzüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>SOHBETİMİZİ SONLANDIRIP, FOTOĞRAF ÇEKİMİ İÇİN SALONA GEÇİYORUZ. FOTOĞRAFLARDA SOHBET EDİYORMUŞ HAVASI YARATMAK İÇİNDE BİRAZ OYUNCULUK PERFORMANSI SERGİLİYORUZ. ARADA AYAKÜSTÜ “DEVLET VE ŞEHİR TİYATROLARI” HAKKINDA YORUMUNU ALMAK İSTİYORUM, “DEVLET YAPARSA İYİ YAPAR, ÇÜNKÜ PARA SIKINTILARI YOK!” DİYEREK SON NOKTAYI KOYUYOR.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;"><strong>RÖPORTAJ</strong><br />
OĞUZHAN TORACI</p>
<div style="text-align:right; margin-bottom: 7px;"><a href="http://www.addinto.com/ai?type=bkmk&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D10509&amp;title=%26%238220%3BVodvil+Tiyatrosu%26%238217%3Bnun+Efsane+%C4%B0smi%26%238221%3B" onmouseover="ai2display_bkmk(this, '', '%26%238220%3BVodvil+Tiyatrosu%26%238217%3Bnun+Efsane+%C4%B0smi%26%238221%3B', 'http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D10509'); return false;" onmouseout="ai2close_bkmk();"><img src="http://www.haber.dk/wp-content/plugins/addinto/logos/bookmark_share_v2.gif" alt="Bookmark/share via AddInto" border="0" /></a><script type="text/javascript" src="http://www.addinto.com/ai/ai2_bkmk.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber.dk/?feed=rss2&#038;p=10509</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kabare Tiyatrosu&#8217;nun Kralı&#8221;</title>
		<link>http://www.haber.dk/?p=9786</link>
		<comments>http://www.haber.dk/?p=9786#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jun 2012 00:37:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>OĞUZHAN TORACI</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[TIYATRO]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul günay]]></category>
		<category><![CDATA[kabare tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[oğuzhan toracı]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[zeki alasya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber.dk/?p=9786</guid>
		<description><![CDATA[OĞUZHAN TORACI oguzhan.toraci@gmail.com &#160; EĞER İKTİDARIN VİCDANINA KALMIŞ BİR TİYATRODAN BAHSEDİYORSAK ZATEN KONUŞULACAK KONU YOKTUR! Bugüne kadar duayen tiyatro sanatçılarıyla çeşitli söyleşiler yaptım ve yapmaya devam edeceğim. Başlarda yayınlıyordum fakat sonralarını kıyamadım ve arşivimde saklayarak, bir gün bu sohbetleri kitaplaştırabileceğimi düşündüm. Bu düşünce için hala çalışıyorum. İnanır mısınız röportajların deşifresi kadar uzun süren ama bir [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong><div class="shortcode-show-avatar " style="float: left; margin-right: 10px;"><img src='http://www.haber.dk/yazarlar/oguzhan.jpg' class='avatar avatar-70 avatar-default' height='70' width='70' style='width: 70px; height: 70px;' alt='avatar' /></div></strong></p>
<p><strong></strong><strong>OĞUZHAN TORACI</strong><em><a href="oguzhan.toraci@gmail.com" target="_blank"><br />
oguzhan.toraci@gmail.com</a></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><em>EĞER İKTİDARIN VİCDANINA KALMIŞ BİR TİYATRODAN BAHSEDİYORSAK ZATEN KONUŞULACAK KONU YOKTUR!</em></strong></p>
<p>Bugüne kadar duayen tiyatro sanatçılarıyla çeşitli söyleşiler yaptım ve yapmaya devam edeceğim. Başlarda yayınlıyordum fakat sonralarını kıyamadım ve arşivimde saklayarak, bir gün bu sohbetleri kitaplaştırabileceğimi düşündüm. Bu düşünce için hala çalışıyorum. İnanır mısınız röportajların deşifresi kadar uzun süren ama bir yandan da keyif aldığınız başka bir iş yoktur herhalde. Her kayıtta geçmişi tekrar yaşamış gibi oluyorsunuz. 2007 yılında gerçekleştirdiğim Zeki Alasya röportajımın ses bandını geçenlerde tekrar dinliyordum. Bir an sohbetimizin “Türkiye’de Sanat ve Siyaset İlişkisi”ne geldiğini fark ettim. Sanki bugünü konuşuyorduk. Üzerinden 5 yıl geçmiş olduğu halde hala aynı yerde olduğumuzu düşündüm. Kitapta işleyeceğim tema daha çok biyografik olacağı için sohbetimizin bu kısmını sizlerle paylaşmak istedim. Umarım keyifle okursunuz…<a class="highslide" href="http://www.haber.dk/?attachment_id=9787" rel="attachment wp-att-9787"><img class="alignright size-medium wp-image-9787" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/06/zeki-alasya-1-300x197.jpg" alt="" width="300" height="197" /></a></p>
<p><strong><em>Türkiye’deki sanat ve siyaset ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?</em></strong></p>
<p>Eski dönem sanat anlayışıyla, şimdiki arasında çok ciddi farklar var. Önce bu farkların farkına varmak lazım. Birileri kalkıp “hep aynıydı” derlerse, katiyen samimi değiller ya da olayların farkında değillerdir. Benim tiyatroya başladığım 60’lı yıllarda bir ihtilal olmuştu biliyorsun, Demokrat Parti indirildi ve bir askeri rejim kuruldu.<strong></strong></p>
<p><strong><em>Ben o günleri yaşamamış olsam da, tarihimizde çok sık bahsedilir bu askeri darbeden… Ne durumdaydı o dönemde sanat?</em></strong></p>
<p>Askeri darbe istenilen bir şey değil elbette ama sonrakilerden çok daha sağduyuluydular ve sosyal-demokrat görüşün en azından belli bir süre hâkim olduğu bir dönemdi. Nitekim onların güdümünde bir anayasa hazırladı ve bu ülkenin gördüğü en demokratik, en çağdaş anayasaydı o. Biz bu anayasanın getirdiği özgürlükler ortamında çok keyifli bir süreçte tiyatroya başladık. 1960’dan 1967’ye yani Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nu kurana kadar Türkiye’de çok sayıda tiyatro vardı. İstanbul’da 30-35 tiyatro muntazaman her akşam perdelerini açıyordu ve ülke garip bir özgürlük ortamındaydı.</p>
<p><strong><em>Görünüşe göre o dönem içersinde epey şanslıymışsınız… Özgürlük, istenildiği halde</em></strong><strong><em> elde edilemeyen bir kavram artık…</em></strong></p>
<p>Aslında çok uzun sürmedi. Bu özgürlük ortamını hem ülke ve millet, hem de dış güçler kaldıramadılar. Bizim her zaman iyiliğimizi isteyen, mükemmel dostlarımız, kadim dostlarımız işi bozmak için ellerinden geleni yaptılar. O dönemde ülkenin ekonomik göstergeleri pek mükemmel değildi belki ama Atatürk’ün anlattığı anlamda batıya yanaşma sürecinde yeni bir ivme kazanmıştık. Heyecanlar, iyi niyetler öne çıkmıştı ve bir şeyler olacağına inanılıyordu. Mesela biz 1967’de kabare tiyatrosunu kurduk ve biliyorsun kabare; alay ve her şeyle uğraşan bir tiyatrodur ve buna rağmen çok rahat bir ortamda çalıştık. O yüzden geçmiş dönemle, yeni dönem kıyaslamaları çok farklı.</p>
<p><strong><em>O farklardan bahsetmemiz gerekirse…</em></strong></p>
<p>Böylesine yozlaşma, böylesine köktendinci tavır, böylesine geriye gidiş yoktu. Atatürk’ün İlke ve Devrimleri’nden bu günkü tavizler verilmiyordu. Hala bazı kişiler olaya sağlam sahip çıkabiliyorlardı. Bir takım kurumlar ve kişilerde bu kadar rahatlıkla seslerini çıkaramıyorlardı… Giderek bozuldu ve 12 Mart döneminde kötü bir sürece girildi. 1971’den 1980’e kadar 9 yıl. Yeni bir askeri darbe olmasına rağmen, bana göre gerici bir darbeydi ve yavaş yavaş kakafonik sesler ortaya çıkarak sesini yükseltmeye başladı. Kötü bir süreç geçirdi ülke.</p>
<p><strong></strong><strong><em>Ne gibi olumsuzluklar yaşandı o dönemde?</em></strong></p>
<p>İrtica tırmanmaya başladı, devrimlerden ve Atatürk İlkeleri’nden sapmalar arttı. 12 Eylül’de askerler Atatürkçü bir tavırdan bahsettiler. Örneğin, Askeri Okullar’dan başlayarak müfredat programlarında Atatürk lehine çok değişiklikler yaptılar. Yaptılar gerçekten de. Ama bu arada aptalcasına tavizlerde vererek İmam Hatip Okulları’ndaki bu patlamayı yarattılar. Bu yaptıkları Atatürk yoluna yaramadı, aksine bir şeyleri ön plana çıkararak yanlışa düştüler. Sonucu bu işte, içinde bulunduğumuz durum.</p>
<p><strong></strong><strong><a class="highslide" href="http://www.haber.dk/?attachment_id=9788" rel="attachment wp-att-9788"><img class="alignleft size-medium wp-image-9788" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/06/zeki-alasya-2-255x300.jpg" alt="" width="255" height="300" /></a></strong><strong><em>Güçlü durup, direnilemez miydi?</em></strong></p>
<p>Bir ülkede eğer sağlam bir kültür ve eğitim politikası yoksa, ülkeyi yönetenler çok samimi bir şekilde bu ülke insanlarının gelişmesini istemiyorlarsa ve çevrede dost geçinen dış güçler bu ülkenin geri kalması için ellerinden geleni yapıyorsa sonuncun bundan farklı olması beklenemezdi zaten…</p>
<p><strong><em>Peki, şuan ki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?</em></strong></p>
<p>Hükümet sanata bakmıyor, sadece vaziyeti kurtarmaya çalışıyor. Belli karşı güçlerin sesini kısabilmek için göstermelik şeyler yapıyor. Şimdi bakınız; Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay yıllarca sosyal-demokrat görüşte çalışmış ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde çok ciddi yerlere gelmiş ama sonra haklı ya da haksız bilemem, yönetim bilincinden uzaklaşmış ve kenarda kalmak gibi talihsizlikler yaşamış. Fakat iyimser bakışla da, bir şeyler yapabilme merakı ve hırsı var. Tabi, bununda ölçülü olması lazım. O hırsla; ben ne zaman bir şeyler yapacağım, ben ne zaman önemli bir yerlere gelebileceğim demiş olmalı… Belki çok iyi niyetle. Ama olabilme imkânı bulamayınca, ne hikmetse kendisinin 180 derece tam karşısı olan bir düşünceye kaptırmış kendini. En soldan, en sağa gelmiş biri.</p>
<p><strong><em>İnsanların yılların içindeki görüşleri farklılık gösteremez mi? </em></strong></p>
<p>Olabilir. Hiç itirazım yok. Ertuğrul Günay sevdiğim bir adamdı. Bak “adamdır” demiyorum, “adamdı”… Eğer mensubu olduğunuz parti başkanının sözü tek doğru kabul ediliyorsa, siz tek başınıza ne yapabilirsiniz? Sizinle, parti başkanının mantığı ve dünya görüşü farklıysa ya size bir şey yaptırmazlar -ama siz göstermelik bir takım nutuklar atar geçersiniz- ya da bir süre sonra “hadi canım senin bizimle işin yok, güle güle” derler… Şimdi bekliyorum bakalım hangisi olacak diye ama tek başına Ertuğrul Günay’ın bir şeyler yapabilme imkânının olduğunu da düşünmüyorum.  Doğru, sağlam, batıya yönelik, çağdaşlığa ve laik düşünceye yönelik sanat politikaları yok. Olması da beklenemez zaten.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tatlı-sert bir biçimde sohbetimize devam ederken, “Devlet ve Şehir Tiyatroları” hakkındaki görüşlerini öğrenmek için bir soru yöneltiyorum kendisine… Ve tek bir cümleyle ifade ederek aslında söyleşimizin finalini yapıyordu…</p>
<p>Son noktayı “Devlet ve Şehir Tiyatroları özerk bir biçimde yönetilmeli, eğer iktidarın vicdanına kalmış bir tiyatrodan bahsediyorsak zaten konuşulacak konu yoktur!” diyerek koyuyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right"><strong>RÖPORTAJ</strong><br />
OĞUZHAN TORACI</p>
<div style="text-align:right; margin-bottom: 7px;"><a href="http://www.addinto.com/ai?type=bkmk&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D9786&amp;title=%26%238220%3BKabare+Tiyatrosu%26%238217%3Bnun+Kral%C4%B1%26%238221%3B" onmouseover="ai2display_bkmk(this, '', '%26%238220%3BKabare+Tiyatrosu%26%238217%3Bnun+Kral%C4%B1%26%238221%3B', 'http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D9786'); return false;" onmouseout="ai2close_bkmk();"><img src="http://www.haber.dk/wp-content/plugins/addinto/logos/bookmark_share_v2.gif" alt="Bookmark/share via AddInto" border="0" /></a><script type="text/javascript" src="http://www.addinto.com/ai/ai2_bkmk.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber.dk/?feed=rss2&#038;p=9786</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“İntiharın Genel Provası&#8221;</title>
		<link>http://www.haber.dk/?p=9581</link>
		<comments>http://www.haber.dk/?p=9581#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 May 2012 23:44:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>OĞUZHAN TORACI</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[TIYATRO]]></category>
		<category><![CDATA[bennu yıldırımlar]]></category>
		<category><![CDATA[intiharın genel provası]]></category>
		<category><![CDATA[oğuzhan toracı]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber.dk/?p=9581</guid>
		<description><![CDATA[BENNU YILDIRIMLAR RÖPORTAJI ”Bu aralar Türkiye’de her vilayette tiyatro festivalleri düzenleniyor. Ulusal ve uluslararası birçok topluluk tiyatro oyunlarını sahneleniyor. Bursa Nilüfer Belediyesi’de böyle bir festivale ev sahipliği yapanlardan biri. Tesadüfen program geçti elime, hemen baktım kimler geliyor diye… Aralarında Bennu Yıldırımlar’ın başrolünü oynadığı “İntiharın Genel Provası” isimli oyunu görünce, izlemeden olmaz dedim kendi kendime…]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong><div class="shortcode-show-avatar " style="float: left; margin-right: 10px;"><img src='http://www.haber.dk/yazarlar/oguzhan.jpg' class='avatar avatar-70 avatar-default' height='70' width='70' style='width: 70px; height: 70px;' alt='avatar' /></div></strong></p>
<p><strong>OĞUZHAN TORACI</strong><em><a href="oguzhan.toraci@gmail.com" target="_blank"><br />
oguzhan.toraci@gmail.com</a></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="center"><strong>“İNTİHAR EDECEK İNSAN BİRKAÇ GÜN ÖNCEDEN BEYNİNİ BU YÖNDE HAZIRLAR…”</strong></p>
<address><strong><a class="highslide" href="http://www.haber.dk/?attachment_id=9582" rel="attachment wp-att-9582"><img class="alignright size-medium wp-image-9582" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/04/BennuYildirimlar-3-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a></strong>Bu aralar Türkiye’de her vilayette tiyatro festivalleri düzenleniyor. Ulusal ve uluslararası birçok topluluk tiyatro oyunlarını sahneleniyor. Bursa Nilüfer Belediyesi’de böyle bir festivale ev sahipliği yapanlardan biri. Tesadüfen program geçti elime, hemen baktım kimler geliyor diye… Aralarında Bennu Yıldırımlar’ın başrolünü oynadığı “İntiharın Genel Provası” isimli oyunu görünce, izlemeden olmaz dedim kendi kendime…<strong></strong></address>
<p>Malumunuz işimiz gazete, madem geliyorlar gelmişken kaçırmayayım birde röportaj yapalım istedim. Hemen telefona sarıldım, İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan yönetmen bir büyüğümü aradım. “Bennu Yıldırımlar Bursa’ya geliyormuş, kendisine haber etseniz de bende bir röportaj yapsam.” dedim. Ricamı kırmadılar. Gece telefon geldi, “yarın öğlen buluşalım” dediler.</p>
<p>Planladığımız yerde buluştuk. Daha sohbete başlamadan Bennu Yıldırımlar “Turne amiriyim, ekip sorumluluğu bend<strong></strong>e. O yüzden onları yemeğe götürmem gerek. Birlikte hem yiyelim hem sohbetimizi edelim.” dedi. Atladık turne otobüsüne, gittik bir İskenderci’ye… Bursalı olarak benim onları davet etmem gerekirken, onlar misafir etti beni…</p>
<p>Yol boyunca gözlemledim Bennu Yıldırımlar’ı… Müthiş bir kadın. Anaç, içten, sevecen ve oynadığı sakin rollerin tersine çok enerjik bir insan. Arada bana “kuzucum” diye hitap etmesine de mest oldum. Yemekler yendi, çaylar geldi… Sohbet başlıyor…</p>
<p><strong><em>Başrolünde yer aldığınız “İntiharın Genel Provası” isimli oyundan bahsedelim biraz&#8230; Ne anlatıyorsunuz bu oyunda? </em></strong></p>
<p>İnsanların bölünmüşlüklerine rağmen, komedi unsurlarını kaybetmemiş olmaları, kendi durumlarıyla ve dünyanın gidişiyle ilgili dalga geçmeleri. Çok zekice kurgulanmış ve hayata dair bir oyun. Aslında, insanlar üzerinden ülkelerin bölünmesi anlatılıyor. Nasıl güzel bölünür ve nereye doğru gider? Ve aslında yaşarken de öldürülebilir toplum. Bana göre bu! Ben böyle algılıyorum. Ama başkaları için “bak organ mafyasının içine düştüğünde her şeyini alıyorlar” duygusu da algılanabilir.</p>
<p><strong></strong><strong><em>Siz nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?</em></strong></p>
<p>Kumpasın bir parçası ama hayatını bundan sağlıyor. Oyuncu olmak gibi de bir derdi var, fakat birilerine hizmet etmeye devam ediyor. İnsanların hayatta kalması için bazen böyle şeylerin yapılması gerekir.</p>
<p><strong></strong><strong><em>Bir oyuncunun oyuncuyu canlandırıyor olması, role hazırlanma bakımından kolaylık sağlıyor mu?</em></strong></p>
<p>Her rolü oynamak aslında zordur. Oyuncu olmak istemesi sadece bir parçası, <strong></strong>aslında intihar edecek insanları bir şekilde intihardan vazgeçirttirip başka bir yola sürüklüyor. Bilmediği bir yola sürüklüyor. Fakat içlerinden birini çok sevdiği için o yolun ne olduğunu anlıyor.</p>
<p><strong></strong><strong></strong><strong><a class="highslide" href="http://www.haber.dk/?attachment_id=9583" rel="attachment wp-att-9583"><img class="alignleft size-medium wp-image-9583" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/05/İntiharinGenelProvasi-Oyundan-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></strong><strong><em>Kovaçeviç’in oyunuydu değil mi?</em></strong></p>
<p>Evet, çağımızın kara-komedi üzerine usta bir yazarı. Kendisi sinema senaryoları da yazmış. Ayrıca yazdığı işleri önce kendisi sahneliyor, ondan sonra bir başkasının yapmasına izin veriyor. Hatta bundan bir buçuk yıl önce bu oyunu Sırbistan Tiyatro Festivali’nde oynadık. Gerçekten ilgi gördük. Ertesi gün Belgrat Devlet Tiyatrosu’nda oynadık ve seyirciler arasında Kovaçeviç’te vardı. Bizi izleyerek çok onurlandırdı.</p>
<p><strong></strong><strong></strong><strong><em>Düşüncelerini sizlerle paylaşmıştır mutlaka…</em></strong></p>
<p>“Bizden çok farklı sahnelemişsiniz, böylede olabiliyormuş.” dedi ve çok keyiflilerdi. Sırplar’da pek yüze gülüp, arkadan konuşacak insanlara benzemiyor. Ben inandım dediklerine.</p>
<p><strong><em>Tiyatro insanları uyandıran bir sanat ve oyunlarda toplumlar meseleleri ele alır… Bu oyunun en önemli meselesi nedir?</em></strong></p>
<p style="text-align: left" align="center">Bizim oyunumuz başlangıç aşamasında biraz dehşetli ve intihar etmek isteyen bir insanla başlıyor. Yani bir intihar olayı var. “İntihar kötü bir şey!” “Bir insan intihar ederken başına neler gelebilir?” “Nasıl engellenebilir?” “Buna gülmeli miyim?” gibi duygularla yaklaşıyor seyirci. Yani oyunun ilk 15-20 dakikası bir intihar eden adamın dramıyla kafaları karıştırdığımızın farkındayız.<strong><em></em></strong></p>
<p style="text-align: left" align="center"><strong><em><div style='float:right; width:300px;' ><div id='stb-box-8540' class='stb-grey_box' ></em></strong><strong><em>BİRAZDA ÖZEL…</em></strong></p>
<p><strong><em>Oyuncu Bülent Emin Yarar ile evlisiniz…</em></strong><strong></strong></p>
<p>Evet.</p>
<p><strong><em>Frekanslarınız nasıl? Birbirinizi eleştirdiğiniz oluyor mu?</em></strong></p>
<p>Oluyor tabi. Denk gelip izleyebildiğimiz zamanlarda birbirimize söylediğimiz şeyler var mutlaka. Bunların hepsi olumlu ve kırıcı olmayan eleştiriler. Çünkü hangi şartlarda neler yapıldığı belli. O şartların içinde ne kadar verimlilik sağlayabildiğimize bakıyoruz. Aynı işi yapıyor olmamız birbirimizi daha iyi anlamamızı sağlıyor.</p>
<p><strong><em>İkinizinde tiyatrosu, ikinizine televizyon projesi ve ikinizine paylaştığı ortak bir hayat var… Nasıl bir programlanma bu?</em></strong></p>
<p>Çocukta olunca genelde kadın organize olmanın peşinde. Devamlı mesajlaşıyoruz.</p>
<p><strong><em>Zor değil mi?</em></strong></p>
<p>Zor ama n’apayım? Bırakıp Ayvalık’ta zeytin mi yetiştireyim?</p>
<p><strong><em>Fena fikir değil…</em></strong></p>
<p>Keşke ama o yapıda da bir insan değilim.<strong></div></div></strong></p>
<p><strong><em>“İntihar” üzerine kurulmuş bir oyun… Peki ya, intiharlar hakkında ne düşünüyorsunuz?</em></strong></p>
<p>İntihar edecek insan birkaç gün öncesinde buna inandığı için beyinde kendisini buna hazırlıyor. Daha az acı çekmesi için farklı salgılar salgılanıyor. Bunların hepsi kimyasal… National Geographic’te görüyoruz, bir aslan geyiği şah damarından yakalar. Hala can çekişir hayvan ama zaten o sırada şah damarı koptuğu için beyin daha az acısız ölmesine neden olur. Kanıtlanmış bir şey bu! Yani kendini asmaya karar vermiş bir insan mutlaka öncesinde planını yapıyor<strong></strong>. Kendisini kesinlikle ölüme hazır hissediyor ve bu işlemi gerçekleştiriyor. Arayıp ben intihar edeceğim diyenden korkmayacaksın.</p>
<p><strong><em>Yaygara yapanlar kararlılık göstermez mi?</em></strong></p>
<p>İntihara niyeti vardır fakat psikolojik açıdan o kadarda bu işi yapmaya gücü yoktur. Beni kurtarın, benimle gerçekten ilgilenin, ben kötü şeyler yapacağım diyen insanlardır. Yani köprüye çıkmış “bana onu getirmezseniz kendimi atarım” diyen insanın müthiş bir karşıdan desteğe ihtiyacı vardır, ölmek istemiyordur aslında.</p>
<p><strong></strong><strong><em>İnsan neden intihara meyillenir ki?</em></strong></p>
<p>Büyük birikimler ya da genler. Çözümsüzlük ve sonrası. Zaten dediğim gibi beyin salgılarının değişimiyle de kendini buna hazırlıyor vücut. Bir süre sonra yok edecek kendini.</p>
<p><strong><em>Birikimler sonucunda olan bir şeyse hepimizin başına gelebilir bu durum…</em></strong></p>
<p>Evet, mümkün ama uygulamıyoruz. Ayrıca hepimizin karşısındaki insanı öldürme potansiyeli de var. Kafamızın tası attığında her şeyi yapabiliriz. O yüzden insan; hem kendisine hem de çevresine zarar verebilecek en büyük varlık. Doğaya da en büyük kirliliği o veriyor. Geyikler vermiyor, aslanlar vermiyor. Zaten onları da azalttık, yok ettik. O yüzden çok fazla üremememizde fayda var.</p>
<p><strong></strong><strong><a class="highslide" href="http://www.haber.dk/?attachment_id=9584" rel="attachment wp-att-9584"><img class="size-medium wp-image-9584 alignleft" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/05/BennuYildirimlar-Dekupe-2-300x288.png" alt="" width="300" height="288" /></a></strong><strong><em>İntihar bireysel sorunlardan ortaya çıkan bir eylem, ya cinayetler… Özellikle de kadına karşı şiddet?</em></strong></p>
<p><strong></strong>Kadın daha tırmalayıcı oluyor. Buna karşı erkeğin yapacak bir şeyi kalmadığında başka yönlere doğru gidiyor. Bide geldiği, büyüdüğü bölgenin geleneksel konumu, erkeğin ne yapmasını konusunda kafasına oturtulan klişeler onu şiddette doğru yönlendiriyor. Gelenekler her zaman iyi olmuyor maalesef. Kimse katil olarak doğmuyor! Hayat onu şekillendiriyor, toplum onu şekillendiriyor. Ha bu arada ölüme neden olan insanların pür-pak melek olduklarını söylemek istemiyorum<strong></strong> ama sosyal şartların insanları nasıl değiştirdiğine tanık oluyoruz.</p>
<p><strong></strong>&#8211;</p>
<p><strong></strong><strong></strong>Bir anda saati fark ettik ve oyuna az kaldığını görünce ayaklandık, yola koyulduk. “İntiharın Genel Provası”nı sahneleyecekleri salona geldiğimizde dekorların hazırlanmış olduğunu gördüm. Sadece ışık provaları yapılıyordu. O sırada benden izin isteyip, “oyun öncesi biraz kendimle baş başa kalmak istiyorum.” dedi. Haklıydı. Çünkü birazdan ciddi ve sağlam konsantrasyon gerektirecek bir rolle karşımıza çıkacaktı.</p>
<p>Perde açıldı, oyun başladı… Kesinlikle herkesin izlemesi gereken bir oyun. Eğer şehrinizde bu oyun sahnelenmiyorsa en azından kitabını okumalısınız. Pişman olmayacaksınız! Toplumsal meselelere inceden ayar çeken sağlam bir kurgu.</p>
<p>Oyun sonrası kulise daldım, eksik olan son şeyi tamamlamak için&#8230; Fotoğraflar… Yüzümüz gülüyordu… Sanıyorum bu sohbetten ikimizde memnun kaldık… Dilerim sizlerde aynı duyguları okurken hissedersiniz…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right"><strong>RÖPORTAJ</strong><br />
OĞUZHAN TORACI</p>
<div style="text-align:right; margin-bottom: 7px;"><a href="http://www.addinto.com/ai?type=bkmk&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D9581&amp;title=%E2%80%9C%C4%B0ntihar%C4%B1n+Genel+Provas%C4%B1%26%238221%3B" onmouseover="ai2display_bkmk(this, '', '%E2%80%9C%C4%B0ntihar%C4%B1n+Genel+Provas%C4%B1%26%238221%3B', 'http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D9581'); return false;" onmouseout="ai2close_bkmk();"><img src="http://www.haber.dk/wp-content/plugins/addinto/logos/bookmark_share_v2.gif" alt="Bookmark/share via AddInto" border="0" /></a><script type="text/javascript" src="http://www.addinto.com/ai/ai2_bkmk.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber.dk/?feed=rss2&#038;p=9581</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kocatepe Camiinde tiyatro</title>
		<link>http://www.haber.dk/?p=9396</link>
		<comments>http://www.haber.dk/?p=9396#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 20:26:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[TIYATRO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber.dk/?p=9396</guid>
		<description><![CDATA[Kopenhag Kocatepe Camiin düzenlediği geleneksel Kermes kapsamında camide eğitim gören kız çocuklarından bir grup ‘O gelmeden’ adlı bir tiyatro oyunu sahneledi.]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline; color: #888888;"><strong>İrfan KURTULMUŞ</strong></span></p>
<p><span style="color: #888888;"><strong>Kopenhag Kocatepe Camiin düzenlediği geleneksel Kermes kapsamında camide eğitim gören kız çocuklarından bir grup ‘O gelmeden’ adlı bir tiyatro oyunu sahneledi.</strong></span></p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/05/Kocatepe-Tiyatro-5.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-9397" title="Kocatepe-Tiyatro-5" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/05/Kocatepe-Tiyatro-5.jpg" alt="" width="468" height="379" /></a></p>
<p>Bir bakıma eğitim ve bilgilendirme anlamını taşıyan tiyatro oyununda, Peygamberimiz Hz.Muhammed gelmeden önce cehalet döneminde Mekke’de yaygın olan kız çocuklarını diri diri toprağa gömme olayı canlandırıldı.</p>
<p>Cami içine konulan bir sahnede, Kocatepe imamı Talip Akbaş’ın kızları Handan ve Sümeyye’nin tasarladığı tiyatro oyununu, Nazlı, Merve,Kübra,Göknur,Emine ve Kübra adlı kızlar sergilerken kadınlı erkekli izleyenleri ağlattılar.</p>
<p>Tiyatro oyunu, O dönemde kız çocuğunu diri diri toprağa gömen Ebu Hişam adlı inanmayan bir adamın kızını gömdükten sonraki pişmanlığını ve cehalete isyanını gözler önüne serdi.</p>
<p>Kermes boyunca iki gün arka arkaya sergilenen tiyatro oyununu çok beğenen izleyiciler, daha geniş yer olması durumunda Kocatepe öğrencilerinin daha başka tiyatro gösterilerini sahneyeleceklerini dile getirdiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h1 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">OYUNDAN RESİMLER:</span></h1>
<p>[imagebrowser id=17]</p>
<div style="text-align:right; margin-bottom: 7px;"><a href="http://www.addinto.com/ai?type=bkmk&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D9396&amp;title=Kocatepe+Camiinde+tiyatro" onmouseover="ai2display_bkmk(this, '', 'Kocatepe+Camiinde+tiyatro', 'http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D9396'); return false;" onmouseout="ai2close_bkmk();"><img src="http://www.haber.dk/wp-content/plugins/addinto/logos/bookmark_share_v2.gif" alt="Bookmark/share via AddInto" border="0" /></a><script type="text/javascript" src="http://www.addinto.com/ai/ai2_bkmk.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber.dk/?feed=rss2&#038;p=9396</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Breivik sahnelenecek. Ortalık karıştı</title>
		<link>http://www.haber.dk/?p=8427</link>
		<comments>http://www.haber.dk/?p=8427#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 22:08:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[TIYATRO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber.dk/?p=8427</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz 22 Temmuz günü Norveç´te 77 kişiyi öldüren Norveçli terörit Anders Behring Breivik’in 1500 sayfalık ırkçılık manifestosu Kopenhag’da tiyatro oyunu olarak sergilenecek.]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/01/breivik.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-8428" title="breivik" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2012/01/breivik.jpg" alt="" width="468" height="331" /></a>Geçtiğimiz 22 Temmuz günü Oslo şehir merkezine düzenlediği bombalı saldırının ardından Norveç İşçi Partisinin gençlik kampını da basarak 77 kişiyi öldüren Norveçli terörit Anders Behring Breivik’in 1500 sayfalık ırkçılık manifestosu Kopenhag’da tiyatro oyunu olarak sergilenecek.</p>
<p>Kopenhag’da bulunan Cafe Teatret sanat yönetmeni Christian Lollike önümüzdeki yaz aylarında tek kişinin sahne alarak monolog şeklinde Manifestoyu sergileyeceğini açıkaldı. Lollike, “Breivik’in düşünce dünyasının derinliklerine ancak böyle dalabiliriz. Bu şekilde benzer trajedilerin yaşanmasının önüne geçebiliriz” diyerek “sanatsal” girişminin gerekçesini açıkladı</p>
<p>Olayın yaşandığı günün akşamı Norveç başbakanının bile “O adamın adını telaffuz etmeyeceğim anlayış gösterin” diyerek habercilerden ricada bulunduğu Bre,ivik’in  Dünyasının sahnede sanat eseri olarak sergilenecek olması Danimarka’da ve Norveç’te sert tepkilerle karşılandı.</p>
<p>Utöya adasında Breivik’in kurşuna dizdiği bir çok gencin anne babası medyaya açıklamalarda bulunarak bu oyunun durdurulması gerektiğini söylediler.</p>
<p>Norveç Ulusal Tiyatro sahnesi şefi Erik Ulfsby de Danimarkalı sanatçıların planlarına sert epki gtösterdi. Breivik’in birincil amacının ırkçı düşünceleri yaymak olduğunu söyleyen Ulfsby, Danimarkalıların da Breivik’in değirmenine su taşımış olacaklarını söyledi.</p>
<div style="text-align:right; margin-bottom: 7px;"><a href="http://www.addinto.com/ai?type=bkmk&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D8427&amp;title=Breivik+sahnelenecek.+Ortal%C4%B1k+kar%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1" onmouseover="ai2display_bkmk(this, '', 'Breivik+sahnelenecek.+Ortal%C4%B1k+kar%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1', 'http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D8427'); return false;" onmouseout="ai2close_bkmk();"><img src="http://www.haber.dk/wp-content/plugins/addinto/logos/bookmark_share_v2.gif" alt="Bookmark/share via AddInto" border="0" /></a><script type="text/javascript" src="http://www.addinto.com/ai/ai2_bkmk.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber.dk/?feed=rss2&#038;p=8427</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Murat neden öldü?</title>
		<link>http://www.haber.dk/?p=7562</link>
		<comments>http://www.haber.dk/?p=7562#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 21:12:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[TIYATRO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber.dk/?p=7562</guid>
		<description><![CDATA[”Arkadaş vardır ekmek gibi her zaman gereklidir, arkadaş vardır ilaç gibi gerektiğinde vardır, arkadaş vardır mikrop gibidir, gelir seni bulur”  Bu replik bugün Heslingör’de sahnelenen “Yarınlara geç kalmadan” adlı oyunun en can alıcı repliklerindendi.]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>”Arkada</strong><strong>ş vardır ekmek gibi her zaman gereklidir, arkadaş vardır ilaç gibi gerektiğinde vardır, arkadaş vardır mikrop gibidir, gelir seni bulur”</strong></p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/fotoraf-5.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7563" title="fotoraf-5" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/fotoraf-5.jpg" alt="" width="468" height="292" /></a><em><strong>Sadi Tekelioglu</strong></em></p>
<p>Bu replik bugün Heslingör’de sahnelenen “Yarınlara geç kalmadan” adlı oyunun en can alıcı repliklerindendi.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/fotoraf-4.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7565" title="fotoraf-4" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/fotoraf-4.jpg" alt="" width="468" height="350" /></a>Eski Emniyet Genel Müdür yardımcısı ve halen Kopenhag büyükelçiliği Emniyet Müşavirliği yapmakta olan Feyzullah Arslan’ın aynı adlı eserinden sahneye uyarlanan oyunda, üç çocuğu olan bir ailenin çocuklarından birinin nasıl uyuşturucu bataklığına düşüp hayatını kaybettiğini izledik.</p>
<p>Kariyer ve metreslerine konsantre olmaktan ailesine zaman ayıramayan bir baba, geleneksel anne rolüne hapsedilmiş bir anne ve üç çocuğundan oluşan aile sanki çağımız ailesinin gerçekçi bir fotoğrafı gibiydi.</p>
<p>Ayla Zorer tarafından yönetmenliği yapılan oyun İsveç Tiyatro Derneği oyuncuları <strong>Kadir Kulbay </strong>(Murat), <strong>Erhan Özay</strong> (baba), <strong>Alçın Hafif</strong> (Anne ve 1. sevgili), <strong>Semra Hamed</strong> (Kamile ve 2. sevgili), <strong>Elinor Blidfeldt</strong> (Uyuşturucu bağımlısı kız), <strong>Emre Erdoğan</strong> (Murat’ın arkadaşı) <strong>Bora Özay</strong> (Asistan Doktor ve Polis) <strong>Fatih Yüzümak</strong> (Cafe sahibi Bahadır ve 2. Polis) <strong>Alper Hafif</strong> (Evin küçük oğlu), <strong>Nejla İbram</strong>, <strong>Cansu Ünlü</strong>, <strong>Yasemin Coşkun</strong> ve <strong>Samet Yıldız</strong> (Arkadaş grubu) tarafından başarıyla sahnelendi ve oyunu izlemeye gelen 200’e yakın vatandaşımız güzel bir gün geçirdiler.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/fotoraf-31.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7567" title="fotoraf-3" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/fotoraf-31.jpg" alt="" width="468" height="350" /></a>Özellikle Baba rolünde karşımıza çıkan Erhan Özay ile onun eşi rolündeki Alçın Hafif hem üstlendikleri rol ve kendilerine verilen replikleri ile hem de oyunculukları ile beğeni topladılar ve vatandaşlarımızdan alkış aldılar.</p>
<p>Helsingör Belediye Meclisi üyesi Fuat Yalan’ın girişimleri ve Kopenhag Büyükelçiliğinin katkıları ile sahneye konulan oyunu Türkiye Cumhuriyeti Kopenhag Büyükelçisi Ahmet Berki Dibek ve eşi Ceyda Dibek, Helsingör Belediye Başkanı, Helsingör Kültür Komisyonu başkanı, Helsingör Türk Kültür derneği Başkanı İsa Tokmak ve oyunun yazarı Feyzullah Arslan da izlediler.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/fotoraf-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7568" title="fotoraf-2" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/fotoraf-2.jpg" alt="" width="468" height="305" /></a>Fuat Yalan oyundan önce bir konuşma yaparak katkıda bulunan herkese teşekkürlerini dile getirdi ve oyunun şimdiden kutlanmaya başlanan Cumhuriyet Bayramı etkinliklerinin bir bölümü olduğunu söyledi.</p>
<p>Büyükelçi Ahmet Berki Dibek de katılımcılara ve oyunculara teşekkür etti ve oyunun aile-çocuk iletişiminde yaşanan kopuklukları en yakından tanıyan bir kişi tarafından yazıldığını söyledi. Feyzullah Arslan da oyundan önce yaptığı konuşmasında ailenin en iyi liman, en iyi sığınak olduğunu belirtti, eğitimin her şeyin başı, her başarının temeli olduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: right;">sadi.tekelioglu@haber.dk</p>
<p>&nbsp;</p>
<div style="text-align:right; margin-bottom: 7px;"><a href="http://www.addinto.com/ai?type=bkmk&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D7562&amp;title=Murat+neden+%C3%B6ld%C3%BC%3F" onmouseover="ai2display_bkmk(this, '', 'Murat+neden+%C3%B6ld%C3%BC%3F', 'http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D7562'); return false;" onmouseout="ai2close_bkmk();"><img src="http://www.haber.dk/wp-content/plugins/addinto/logos/bookmark_share_v2.gif" alt="Bookmark/share via AddInto" border="0" /></a><script type="text/javascript" src="http://www.addinto.com/ai/ai2_bkmk.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber.dk/?feed=rss2&#038;p=7562</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haydi Türkçe Tiyatroya!</title>
		<link>http://www.haber.dk/?p=7482</link>
		<comments>http://www.haber.dk/?p=7482#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 11:35:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[DANİMARKA]]></category>
		<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[TIYATRO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haber.dk/?p=7482</guid>
		<description><![CDATA[Kopenhag Emniyet Müşaviri Feyzullah Arslan’ın aynı adlı eserinden sahneye uyarlanan “Yarınlara Geç Kalmadan” adlı tiyatro oyunu, İsveç Tiyatro Derneği tarafından Danimarka’nın Helsingör kentinde sahneleniyor.]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Kopenhag Emniyet Müşaviri Feyzullah Arslan’ın aynı adlı eserinden sahneye uyarlanan “Yarınlara Geç Kalmadan” adlı tiyatro oyunu, İsveç Tiyatro Derneği tarafından Danimarka’nın Helsingör kentinde sahneleniyor.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/TIYATRO1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7483" title="TIYATRO1" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/TIYATRO1.jpg" alt="" width="468" height="459" /></a>Gençleri uyuşturucu tuzağına düşüren tehlikeleri gözönüne seren oyun, uyuşturucu işe mücadele ve aileleri bu konuda bilgilendirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Aile içerisinde anne-baba ile çocuklar arasında ilişkiyi öne çıkaran ve çocukların ilgisizlik karşısında kötü arkadaş ve kötü alışkanlıklara nasıl başladığını gözler önüne seren oyun anne ve babalara yönelik mesajlarla da dolu.</p>
<p>Helsingör Belediyesi’nin Sosyal Demokrat Partili meclis üyesi Fuat Yalan’ın katkılarıyla belediyenin daveti üzerine 23 Ekim tarihinde Helsingör Kulturvaerft’te sahnelenecek oyun öncesi ve sonrasında Orkestra Melodi tarafından küçük bir konser de verilecek.</p>
<p><strong>Yarınlara Geç Kalmadan</strong></p>
<p>23 Ekim Pazar günü, saat 14.00</p>
<p>Helsingör Teater</p>
<p>Kulturvaerftet, Allegade  2</p>
<p>3000 Helsingör</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/tiyatro.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7484" title="tiyatro" src="http://www.haber.dk/wp-content/uploads/2011/10/tiyatro.jpg" alt="" width="468" height="662" /></a></p>
<div style="text-align:right; margin-bottom: 7px;"><a href="http://www.addinto.com/ai?type=bkmk&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D7482&amp;title=Haydi+T%C3%BCrk%C3%A7e+Tiyatroya%21" onmouseover="ai2display_bkmk(this, '', 'Haydi+T%C3%BCrk%C3%A7e+Tiyatroya%21', 'http%3A%2F%2Fwww.haber.dk%2F%3Fp%3D7482'); return false;" onmouseout="ai2close_bkmk();"><img src="http://www.haber.dk/wp-content/plugins/addinto/logos/bookmark_share_v2.gif" alt="Bookmark/share via AddInto" border="0" /></a><script type="text/javascript" src="http://www.addinto.com/ai/ai2_bkmk.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haber.dk/?feed=rss2&#038;p=7482</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

 Served from: www.haber.dk @ 2013-05-23 22:36:26 by W3 Total Cache -->