Sünnetçinin vizesi
SADİ TEKELİOĞLU, YAZARLAR 25.04.12, 2012Ancak dünyada en tuhaf hukuk örneği olarak fakültelerde ders konuısu olabilecek garip bir durumla karşı karşıyayız. Hiçbir Türk siyasetçi çıkıp da Avrupa Birliği üyesi ülke yöneticileri karşısında yumruğunu masaya vurup bu anlaşmanın uygulanmasını sağlayamıyor, oysa her hafta adını bile duymadığımız ülkelere vizeyi kaldırmakla övünüyorlar.
Yalaka Türk medyası da bu haberleri “büyük müjde olarak” veriyor. Örnek çok; vizesiz gidebileceğiniz, daha doğrusu ölünceye kadar gitmeyi düşünmeyeceğiniz bir çok ülkeye vize kalktı.
İsterseniz çıkın yola, Kamerun’a mı gidersiniz, Brunei’ye mi gidersiniz, tercih sizin.
Bu alakasız ülkelere vizeyi kaldırma işi bana açtığı dükkanın vitrinine çalar saat koyan sünnetçiyi hatırlatıyor. Yeni dükkan açan sünnetçi vitrine bir çalar saat koyunca insanlar sormuşlar, “Yahu sen sünnetçisin, neden bu saati vitrine koydun?”
Sünnetçi de cevap vermiş “Ne koysaydım?”
Türk hükümetinin vize kaldırma müjdeleri de her defasında bana bu fıkrayı hatırlatır. Avrupa Birliği ülkelerine vizeyi kaldıramıyoruz bari diğer umursanmayacak ülkelere kaldıralım, göz boyayalım demek istiyorlar.
Kısaca söylemek gerekirse gelip giden hükümetler, siyasetçiler hiçbiri elini taşın altına koymak istemiyor. Hele işbaşındaki sıfır kriz mentalitesi ile de bu konuda bir şey yapılacağı yok. Oysa Avrupa Birliği ülkelerinde yetişmiş Türk avukatlar, hukukçular var, büyükelçiliklerde hukuk müşavirleri var, ama tık yok.
Birilerinin bir zamanlar Avrupalı siyasetçilere söz verdiğini düşünmeye başlıyorum artık.
,“Biz bu hakkı istemeyeceğiz, siz de bizi AB kapısında tutmaya devam edin. Devam edin ki, biz bunu iç siyasette satalım” demiş olabilirler mi?
Uyan, ey Türk siyasetçisi; seni asla ve asla AB’ye almayacaklar bunu öğren, hiç olmazsa vatandaşının kağıt üzerinde var olan hakkını kullanmasını sağla.
1973 yılından beri Danimarka Yabancılar yasasında yapılan sertleştirmeler Türk vatandaşlarını bağlamıyor. 1963 Ankara Anlaşması hükümleri uyarınca, Danimarka’nın AB’ye üye olduğu tarihte geçerli olan yabancılar yasası 24 yaş sınırı, bağlılık şartı, konut şartı gibi konularda Türk vatandaşlarına muafiyet sağlıyor.
Prof. Dr.Harun Gümrükçü’ye göre Danimarka’nın Türklerden turist vizesi isteme hakkı bile bulunmuyor.
Gümrükçü bundan iki yıl önce Haber gazetesi ve Anadolu Kültür Derneği işbirliği ile Kopenhag ve Aarhus’ta gerçekleştirilen vatandaş toplantılarında çok çarpıcı bir saptamada bulunarak Danimarka Yabancılar yasasının, 1 Ocak 1973 tarihindeki haliyle Türkler için geçerli olduğunu söylemişti.
Gümrükçü “1 Ocak 1973 tarihi Danimarka’nın AB üyeliğinin başlangıç tarihidir ve bu tarihten itibaren 1963 Ankara Anlaşması uyarınca Danimarka Yabancılar yasası Türkler için o gün içerdiği hak ve görevler açısından geçerlidir” dedi.
Gümrükçü o tarihten bu yana Danimarka Yabancılar Yasasında bir çok değişiklikler yapıldığını, ancak Ankara Anlaşması hükümleri gereğince yapılan değişikliklerde Danimarka’da yaşayan Türklerin sahip oldukları hakların ellerinden alınamayacağı, varsa sağlanan yeni hakların Türklere verileceğini vurguladı.
1973 yılında Danimarka’nın Türklere vize uygulamadığını, aile birleşimi kurallarında 24 yaş sınırı, bağlılık şartı, konut şartı, bakım için gerekli ekonomik gelir şartı, teminat mektubu gibi şartlar öne sürmediğini hatırlatan Gümrükçü, Danimarka’da yaşayan Türklerin bir araya gelerek bu konuyu gündeme getirmeleri halinde, kendileri için Danimarka yabancılar yasasının 1973 yılındaki haliyle uygulanmasını sağlayabileceklerini belirtmişti.
Ama ne siyasetçimiz, ne hukukçumuz, ne hukuk müşavirlerimiz bu konunun üzerine gitmiyorlar. Böyle olunca da vatandaşımız rezillik çekmeye devam ediyor.






















Sadi Bey, gerçekten yüreğinin ve vicdanının sesine uymuş, binlerce ve mağdur olduğu halde sesini çıkarmayanların kımıldaması için sanki çırpınıyor.
Şimdi bu işlerden anlayan bir avukat sadece bu işlerle uğraşmak üzere bir dernek tüzüğü hazırlasın; herkesi en azından katkıda bulunmak düşüncesiyle de olsa üye olmaya davet etsin.
Yarın oy istemeye gelenler olacak ve ben soracağım “Hangi yüzle, bugüne kadar ne yaptın?” diye.
Önce göster kendini, sonra oy iste! Şimdiye kadar seçilenlerin herhangi birine bundan sonra benden/bizden oy yok.
Dışişleri temsilcilerimize gelince yüzlerini bile görmek istemiyorum.